4/11/2009 · Kategori: Poz Galerisi

Fethiye, Kabak Vadisi, Ölü Deniz, Antalya, Kemer, Olympos, İzmir, İstanbul, Dikili, Çandarlı, Eskişehir, Ankara derken güzel yurdumun sakin ve bir o kadar neşeli mecralarında gezintiler yaptık. Kimisini yalnız gezmek tercihim oldu, kimisinde yeni dostluklar kazandım. Blog sitesi kullanımına yeni başladığım için enstantene pozların bir kaçını yayınlayabildim. Şimdilik bunlara bakmak bile size huzur aşılayabilir.
Fethiye de Kabak vadisi var. O vadide kurulu bir kaç küçük ama mükemmel işletmeleri gördüm. Tahtadan barakaların varlığı ve herkesin muhabbete aktığı ortak alanlar. Gemile adında bir butik otelde kaldım. Otel dediğime bakmayın. Doğayla tamamen iç içe bu yerde gece elektrik dahi olmamasına rağmen yanan binlerce mumun eşliğinde, tumba ve abua sesleri arasında, minik yudumlarla muhabbete eşlik eden birayla eşsiz bir yer. Ulaşımın bile yürüyerek olduğu saklı bir yer burası. www.gemilecamping.com adresinden nasıl olduğunu inceleyebilirsiniz. İşletmenin sahibi 60 yaşlarında, fakat doğanın kuvveti ile 40 yaşında gösteren, bilgili, kültürlü, esprili ve sevecen bir adam. İsmi Selçuk. Abi, Amca gibi eklentileri kabul etmiyor isminin arkasında. Sitesinden inceleme yapabileceğiniz gibi Facebook sayfasında klanları mevcut. Ekleyip yorumları da inceleyebilirsiniz. Doğa tutkunu bir insansınız ve huzuru bulmaya gidiyorum diyorsanız tam adresi verdim sizlere. Önemli bir dip not geçmem gerekirse; Nisan ve Mayıs ayı aralığında bir zaman diliminde gitmenizi öneririm. O dönemde her yer alabildiğine yemyeşil oluyor çünkü. Yaz sonu gittiğinizde sizi karşılayan sarı tonlar ve sivrisinekler sinirinizi bozabilir.
Yaz ortalarında güney şeridini gezme sevdamın ilk adımlarını attım ve olayı yerinde incelemeye gittim. Antalya güzel bir yer. Ama benim zevkimi pek yansıtmadı. Çok hızlı bir şehir ve tamamen eğlenceye dayanan bir yapısı var. Daha kulağıma dolan Olympos antik kentinin güzelliğini keşfetmeye gittim hemen. Ulaşımı çok kolay bir yer. Antalya otogardan Fenike arabalarına biniyorsunuz, şoföre Olympos kavşağında ineceğinizi belirtiyorsunuz ve o sizi bıraktıktan sonra tepede sizi aşağıya indirmeyi bekleyen başka minibüsleri görüyorsunuz ve binip olmak istediğiniz yere gidiyorsunuz. Antalya dan Olympos’a gelmek 8 TL tutuyor. Yine bir çok butik otel ile karşılaşıyorsunuz. Ama bir yer var ki her şey orada olup bitiyor. Kadir’in Yeri (Kadir’s Camp) Biraz pahalı gibi görünse de değeceğini fark ediyorsunuz. Tanrıların Şehri Olympos. Orası benim artık ikinci memleketim. Tarihi değerlerin arasında yaptığınız yolculuk, dağ suyunun denizle birleştiği o eşsiz nokta. Gerçek ve kasıntısız insanların bir arada seçmece toplandığı bir yer. Kendinizi dünya dışı bir yerde hissedeceksiniz.
İzmir, Eskişehir ve İstanbul’u benim elimden okumanın bir manası yok bence. Çünkü üstatlar o kadar iyi betimlemişler ki size gidip sadece keyfini sürmek kalıyor. 4 yıldır Eskişehir de öğrenciyim ve halen doyamadığım bir kent burası. Dünya konsept kenti. Yaşamadığınız deneyimleri kat ve kat kazanabileceğiniz bir ikon ütopyası. İstanbul’a sadece kahve içmeye bile gidebilirim boğazın eşsiz dinginliğinde. İzmir de kordonda bir sahil barına oturup akşam güneşinde bol kahkahalar eşliğinde bira yudumlamak. Ne kadar da çekici kılıyor kendine. Memleketim kokusunu hiç bir şeye değişmem sanırım.
Anlatıyorum ama bir çoğunuz diyecektir “Parası var bunun diye” inanın alakası yok ve bende zengin bir insan değilim en nihayetinde. Eğer içinizdeki macera ruhunuz ölmediyse gideceğiniz her yer için cebinize 150TL sıkıştırmanız yeterli olacaktır. Amaç uğruna 1 ay bir yerlerde çalışmak çok mu zor geliyor size? O zaman hayal kurmayın derim. Konsolos işi her şeyin mükemmel olmasını dilemeyin. Kendi mükemmeliyetinizi yaratın. Otostop çekin gerekiyorsa. Ama amacınıza ulaşın. Param yok, vaktim yok, halim yok diyen bünyeleri terk edin bence.


